Özel Star Medica Hastanesi
WhatsApp

Üst Solunum Yolu Enfeksiyonu

Üst solunum yolu burun ve yutaktan ve gırtlaktan oluşmaktadır. Üst solunum yolu hastalıkları genellikle bu bölgelerin iltihaplanması sonucun da oluşan duruma, üst solunum yolu enfeksiyonları denilmektedir. Belirtileri genellikle üşüme ve öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı, balgam, baş ağrısı, ateş, yüzde basınç, kulak ağrısı, soğuk ve sıcak havalara aşırı hassasiyet ve hapşırmadır. Belirtiler genellikle virüse maruz kaldıktan 1 veya 3 gün sonra başlamaktadır. Bu durum süresi genellikle 7 ile 10 gün arasında değişir. Sinüzit Nezle Grip Larenjit Farenjit bu grup hastalıklardır.

Kulak ve İşitme Muayenesi 

İşitme sesin dış kulak yolundan içeri girerek, iç kulağı uyarması ve oluşan sinir uyarılarının beyne taşınması olayıdır. İşitme Kaybı ise dış, orta, iç kulak ve işitme sinirinde oluşan bir aksaklık sonucu ses algısının azalması ya da kaybolmasıdır.

İşitme kayıplarının tespiti ise belirli testlerle mümkün olmaktadır bunların başlıcaları

. WEBER Testi

. RINNE Testi

. ODYOMETRİ

. TİMPOMETRİ

. ELEKTROFİZYOLOJİK ODİYOMETRE (ERA,BERA) dir

 

ODYOMETRİK MUAYENE; İşitmenin ölçülmesi ve işitme fonksiyonlarının değerlendirilmesidir. Bu ölçümlerde kullanılan cihazlara odyometre denir.

Burun ve Sinüs Hastalıkları

 

Sinüzit

Sinüzit yüz kemiklerinin içerisindeki boşlukların iltihaplı doku ile dolmasından ortaya çıkan hastalıktır. Burun tıkanıklığı, sarı-yeşil renkte burun akıntısı, geniz akıntısı, baş ağrısı ve koku almada güçlük ile kendisini göstermektedir.

Sinüzit Nedir?


İnsanda beş çift sinüs mevcuttur. Bunlar;

• Yanak sinüsleri

• Alın sinüsleri

• Gözler arasındaki sinüsler

• Geniz bölgesindeki sinüsler

Sinüsler normal salgı (mukus) oluşturan burun, sisteminin bir parçasıdır. Normal olarak burun ve sinüsler günde yaklaşık olarak yarım litre mukus salgılar.

• Günümüzde sinüzit terimi yerine “ rinosinüzit” terimi kullanılmaktadır. Döşeyici mukozanın ürettiği mukusun (sümük) buruna boşaltılamaması sonucu oluşur.

• Sinüslerin buruna boşalma kanallarının (ostium) tıkanması,

• Mukusu sinüsler içinde aktif olarak ostiumlara taşıyan sisteminin bozulması,

• Mukus içeriğinin ya da kıvamının değişmesi.

Sinüzit genellikle aşağıdaki gibi sınıflandırılır:

• Akut sinüzit

• Kronik sinüzit

• Subakut sinüzit

• Rekürren( tekrarlayan)

Sinüzit Belirtileri

Sinüzitin belirtileri kişiden kişiye değişir. Sinüzit kendisini ağrı ile çok az fark ettirir. Sinüzitte ağrı oranı yüzde 5 civarında seyreder. Genel olarak sinüzit belirtileri bu şekilde tanımlanabilir;

• Geceleri veya sabaha karşı ortaya çıkan inatçı öksürük,

• Sarı-yeşil renkli koyu kıvamlı burun akıntısı,

• Göz çevresinde basınç hissi,

• Nefeste kötü koku

• 10-14 günden fazla süren soğuk algınlığı (nezle/grip

• Burun tıkanıklığı , horlama

• Geniz akıntısı

• Uzun süre geçmeyen baş ağrısı

Sinüzit Nedenleri

Sinüzitin pek çok farklı nedeni olmakla birlikte en sık görülen nedenleri şöyledir;

• Viral üst solunum yolu enfeksiyonları (ÜSYE)

• Alerjiye bağlı sinüs ostiumlarını tıkayan mukoza ödemi ikinci önemli sinüzit nedenidir.

• Burun içi eğrilikler

• Polipler,

• Burun eti büyümeleri (konka hipertrofileri)

• Özellikle çocuklarda görülen büyümüş geniz etleri

Sinüzit, fiziksel olarak değil, psikolojik olarak da olumsuz etkileri vardır.

Islak Saç Sinüzite Neden Olur Mu?

Islak saçla dışarı çıktığında bu kişinin burun mukozası sıcak-soğuk değişimi esnasında alerjik olarak şişeceğinden ve sinüslerin delikleri kolayca kapanacağından sinüzit olma riskleri artar.

Sinüzit Baş Ağrısı

• Havalanma yetersizliği sonucu oksijensizlik veya negatif basınç

İltihabi dokuların(polip) dokulara basıncı sonucu ortaya çıkanlar

Ağrı, sinüs bölgesinden üst dişlere doğru ilerler. elmacık kemiği, geniz ve alın bölgesinde duyulur. Kronik sinüzitlerde ağrı, genel kanının aksine daha az rastlanan bir belirtidir. Yanak sinüsünün habis tümörlerinde ağrı ancak ileri devredeki bir şikayet olabilir. Yanak sinüslerinin kistleri de ağrı nedenidir. Kistler büyüyüp sinüsün içini kapladığında özellikle sinüs ağızlarına yaptıkları baskı ile ağrı nedeni olurlar.

Sinüs içerisinde bulunan hava teorik olarak dışarıda bulunan hava ile aynı atmosferik basınçtadır ve basıncın dengelenmesi, sinüs ağızlarının normal geçirgenlikleri ile ilişkilidir. Sinüsteki hava basıncının dış ortama göre fazla ya da eksiklik göstermesi gibi bir oluşuma neden olur. Bunun pratik sonucu bir ağrının ortaya çıkmasıdır. Sinüs ağzının iltihabi, alerjik ve tümöral oluşumlar sonucu tıkanması ve hava geçirgenliğine mani olması ile açıklanmaktadır. Sinüs ağzının açılması ağrıyı ortadan kaldırır.

Sinüzit Tedavisi

Sinüzit doğru tedavi edilmediğinde kronik farenjit, kronik gastrit, reflü, göz çevresi enfeksiyon ve apseleri, menenjit, beyin apsesi gibi çok ciddi hastalıklara neden olabilir. Sinüzit tanısı kulak burun boğaz muayenesi ve endoskopik muayene, direkt grafi ve sinüs tomogrofisi yöntemleri ile konulur. “Akut”, “Subakut” ve “Kronik” olarak sınıflandırılan hastalıkta; akut sinüzitler yaklaşık 4 hafta sürer. İlaç tedavisiyle ya da kendiliğinden geçer. Kronik sinüzit ise yaklaşık 3 aydan uzun sürmektedir. Öncelikle antibiyotik tedavisi uygulanır. Eğer sinüzit kronikleşmişse yani ilaç ile tedavi edilemiyorsa sinüzit ameliyatı gündeme gelebilir.

Kronik sinüzit hastalarına “Endoskopik Sinüs Cerrahisi” ya da uygun görülen hastalarda “Balon Sinoplasti Cerrahi” yöntemi uygulanabilmektedir. Endoskopik sinüs ameliyatında sinüslerin doğal kanallarını tıkayan polip veya diğer anatomik bozukluklar düzeltilerek sinüslerin kanalları açılmaktadır. Komplikasyon riski açısından dikkatli ve özenli yapılması gereken bir ameliyattır.

Çocuklarda Sinüzit Tedavisi

Çocuk sinüzitlerinde sinüslere yönelik ameliyat gerektiren durumlar, ilaç tedavisine dirençli olan vakalardır. Sinüzit nedeniyle göz etrafında oluşan iltihaplanma tedavisinde de ameliyat önemli bir seçenektir. Kronik sinüzit ile birlikte geniz eti olan veya sık bademcik enfeksiyonu geçiren çocuklarda, geniz eti ve gerektiğinde bademciklerin alınması tek başına kronik sinüziti tedavi edecek bir yöntem değildir, buna yardımcı bir tedavi de uygulanmalıdır. Geniz eti ve bademcik ameliyatlarına rağmen iyileşmeyen kronik sinüzitlerde tercih endoskopik sinüs ameliyatıdır. Bu ameliyattaki en önemli amaç, sinüs ağızlarının açılmasını sağlamak ve sinüslerin içini temizlemek olmalıdır. Eğer çocuğa uygun en önemli tedavi seçeneği ameliyat ise bu vakit kaybedilmeden yapılmalıdır.

Sinüzitten Korunma Yolları

Tedavi edilse de tekrarlayabilen bir hastalık olan sinüzitin oluşumunun nasıl engellenebileceğini bilmek büyük önem taşır. Sinüzitten korunmak için bu tavsiyelere uyulması önerilmektedir;

• Gribal enfeksiyon mutlaka doktor kontrolünde tedavi edilmelidir.

• Enfeksiyon süresince burun daima açık tutulmalıdır. Bunun için okyanus sularını kullanmak ya da denize girmek sinüslerin boşalması açısından yararlıdır. Evde bir su bardağının içine bir çay kaşığı tuz, yarım çay kaşığı karbonat karıştırılarak hazırlanan sıvı ile burun içi yıkanabilir.

• Dışarı, ıslak saçla çıkmamaya önem verilmelidir.

• Direkt rüzgara maruz kalınmamalıdır.

• Alerji tedavisi ihmal edilmemelidir.

• Burun kemik eğrilikleri, burun etlerinin büyüklük ve şişliği tedavi edilerek ortadan kaldırılmalıdır.

Sinüzit Hastalığında Bilinen Yanlışlar!

 

Halk arasında sinüzite iyi geleceği düşünülen bazı yöntemler hayati birtakım sonuçlara neden olabilir. Sinüzite iyi geldiği düşünülen bazı doğal tedaviler, bitkisel tedaviler çok riskli olabilir. Sinüzite iyi geldiği düşünülen bitkiler buruna sıkılmamalı. Aksi taktirde kullanılan bitki, burnun arkasından alt solunum yoluna doğru akarsa bir gırtlak ödemine neden olarak hastanın hayatını kaybetmesine sebep olabilir. Burun süratli sümkürülmemeli, çok şiddetli sümkürmelerde burundaki enfeksiyon kulağa gidebilir. Bu durum ise orta kulak iltihabı ile sonuçlanabilir.

Bademcik Genizeti

Üst solunum ve sindirim sisteminin bağışıklık- koruma unsurlarından olan Bademcik ve geniz etinin hastalıkları enfeksiyon büyüme hatta tümörler gibi geniş bir alanı içerir. En sık görülen hastalıkları enfeksiyonları daha sonra büyümeleridir. Enfeksiyonlarda tedavi genellikle ilaçlarla yapılır.
Ciddi problemlere yol açmayan bademcik ve geniz eti ilaçlarla tedavi edilmesine rağmen, bazen bademcik ve geniz etinin ameliyatla alınması gerekir. Geniz eti için yaş sınırlaması genellikle olmamasına rağmen bademcik ameliyatlarının zorunlu haller dışında üç yaşın altında genellikle uygulanması düşünülmez.

 

Kulak Hastalıkları

Kulak dış orta ve iç isimli üç bölümden oluşur burunların her birinde bölgesel veya yapısal tipte hastalıklar oluşabilir.
Dış Kulak İltihabı, kulak kanalının enfeksiyonudur. Nemli kalma veya zedelenme sonucu oluşur
Orta Kulak İltihabı (otitis media), Kulak zarı ve kemikçiklerinden oluşan orta kulak bölümünün enfeksiyonudur. Orta Kulakta Sıvı Birikimi (seröz otitis media) Genizden orta kulağa hava taşıyan östaki tüpünün yetersiz çalışmasına ve tedavi edilmemiş orta kulak iltihaplarına bağlıdır.
Kulak Çınlaması (Tinnitus), sık karşılaşılan bir rahatsızlıktır. Var olamayan bir sesi buymak olarak tanımlanabilir. Duyulan ses aralıklı veya sürekli olabilir; tek kulakta, her iki kulakta veya kafa içinde yaygın duyulabilir.
Kolesteatom Kulak kanalını ve kulak zarının dış kısmını kaplayan deri tabakasının orta kulakta bulunmasına "kolesteatom" denir. Cerrahi tedavi sıklıkla gereklidir
Otoskleroz Üzengi kemiği çevresinde kireçlenme ve sonucunda işitme kaybı yapan bir hastalıktır.

 

Burun Estetiği- Rinoplasti

Rinoplasti

Burun estetiği ameliyatları ile; burun büyültme ya da küçültme, burun ucunun şeklinin değiştirilip yüksekliğinin ayarlanması, burun ve üst dudak arasındaki açının değiştirilmesi doğumsal bozukluk, travmalar ve solunum problemlerinin de üstesinden gelinebilmektedir.
Kimler burun estetiği (rinoplasti) için uygun aday olabilir?
rinoplasti sonrasında elde edilen görünüm her zaman idealinizdeki gibi olmayabilmektedir.
Ameliyat kararını başkası istediği için değil, sadece kendiniz istediğiniz vermelisiniz ve doktorunuzla ayrıntılı olarak konuşmalısınız.
Mükemmelliği değil, görünümünde iyileştirme yapmayı isteyen, sağlıklı, gerçekçi ve mantıklı kişiler rinoplasti için en uygun adaylardır.
Burun estetiği (rinoplasti) öncesi
Doktorunuza kendinizi anlatmanız, doktorunuzun ameliyat sonrası sizi neler beklediğini detaylı olarak anlatması en önemli noktalardan biridir.
Doktorunuz nasıl bir burun görünümüne sahip olmayı arzu ettiğinizi soracak
Burun kemik ve kıkırdaklarınızın yapısı, cildinizin yapısı, yaşınız ve beklentileriniz rinoplastinin sonuçlarına doğrudan etki eden faktörler arasında yer almaktadır.
Alerjileriniz ya da solunum güçlüğünüz var ise, düzenli olarak ilaç kullanıyorsanız, sigara içiyorsanız ameliyat öncesi bunları doktorunuza söylemelisiniz.
Doktorunuz tarafından size beslenme, sigara kullanımı, vitamin ve diğer ilaçların alınması ya da alınmaması, yüzünüzü nasıl yıkamanız gerektiği, gözlük takıp takamayacağınız ya da ameliyat sonrası özel bir diyet gerekip gerekmeyeceği konularında ayrıntılı bilgiler verilecektir.
Burun estetiği (rinoplasti) riskleri var mıdır?

Rinoplasti; tecrübeli uzman cerrahlar tarafından yapıldığında genellikle riskin düşük olduğu ameliyatlardandır. Bununla beraber; enfeksiyon, burun kanaması ya da verilen anesteziye karşı reaksiyon oluşması oluşabilecek riskler arasındadır.

Rinoplasti burun içersinden yapıldığında, görülür iz bırakmaz, açık teknikte ise çoğunlukla yara izi belirgin olmaz.
Burun estetiği ameliyatı (rinoplasti) nasıl gerçekleştirilir?
Rinoplasti genellikle 1,5-3 saat arasında süren bir cerrahidir.
İşlem sırasında açık teknikle burnunuzun kapatan burun derisi, burun alt yapısını oluşturan kemik ve kıkırdaklardan ayrılır. İşlem, kıkırdak ve kemikler üzerinde biçimlendirme ve arzu edilen görünüme ulaşılıncaya kadar yeni bir burnun oluşturması şeklinde devam eder.
Rinoplasti tekniği esas olarak iki tiptir; kesinin burun içinden yapıldığı “kapalı teknik” ve kesinin burun altından yapıldığı “açık teknik”. Açık teknikle buruna cerrahın hakimiyeti daha fazladır ve burnun yapısı daha iyi ortaya konmaktadır.
Ana hatlarıyla ameliyatınızda doktorunuz burnunuzun kemik ve kıkırdaklarında burna istenen şekli vermeye çalışır. Bu aşamada hekimin amacı burna yeni şeklini verirken ana iskeleti korumak ve hatta sağlamlaştırmak olacaktır. Bu nedenle belli yapıların korunmasına özen göstereceği gibi, belli yerlere kemik ya da kıkırdak destekler de koyacaktır.
Ameliyat bitiminde ise 7-10 gün süreyle burnunuzun son şeklini vermek üzere bir atel yerleştirilmektedir.
Burun estetiği (rinoplasti) sonrası
Ameliyattan sonraki ilk 24 saat burnunuzu şiş ve ağrılı hissetmeniz doğaldır. Bu şikayetlerin giderilmesi için size ilaç verilecektir.
İlk günlerde gözünüzün etrafındaki morluk ve şişlik olabilir 3 ve 4. günlerde giderek azalır. Soğuk uygulama şişlik be morluğun giderilmesinde yarar sağlayabilmektedir. Genelde 2 hafta içinde ise bu şikayetlerin çoğu ortadan kalkmaktadır. (Bazen çok belirgin olmayan şişlikler birkaç ay sürebilir, ancak bunu sadece doktorunuz fark edebilir)
Ameliyattan sonraki ilk 1-2 gün burundan kanlı sızıntı olması doğaldır. Birkaç hafta süreyle burun tıkanıklığı devam edebilir. Doku iyileşmesini bozmamak adına bu süre boyunca burnunuzu kuvvetlice temizlemekten, sümkürmekten kaçınmanız gerekir. Bu dönemde sigara, alkol ya da ağır aktivite kesinlikle yasaktır. Banyo ise ılık suyla olması şartıyla serbesttir.
7 - 10 gün arasında burnunuzu destekleyen tüm dikişler ve burnunuzu destekleyen atel alınacaktır. Bu günden sonra işinize ya da okulunuza dönebilirsiniz. Yine de tam performansınızı gösterebilmeniz için birkaç hafta geçmesi gerekebilir.
Ağır ve yorucu bedensel faaliyetlerden 2-3 hafta süreyle kaçınmalısınız. darbeden uzak durmalısınız.
Eğer lens kullanıyorsanız, hemen kullanmaya başlayabilirsiniz ancak gözlük kullanmaya yaklaşık 2 ay sonra başlayabilirsiniz.

 

 

Ses ve Konuşma Bozuklukları

SES KISIKLIĞI

Ses kısıklığı göz ardı edilmemesi gereken bir sorun.Ilık bir şeyler içerek geçiştirilmeye çalışılan bu durum bazen çok ciddi hastalıkların da habercisi olabilir. Ses kısıklığına neden olan ve en çok rastlanan DURUMLARI şöyle sıralayabiliriz:

Üst solunum yollarını tutan enfeksiyonlar bazen doğrudan ses tellerini etkiler. Mide Reflü, ses kısıklığına neden olan önemli bir etkendir.

Sesini yanlış kullananlarla, sürekli yüksek sesli konuşanlarda Zorlama kaynaklı ses kısıklığı yaşanabilir. polip denilen oluşumlar ya da nodül adı verilen kalınlaşmalar gelişebilir.

Gırtlak kanserleri genellikle ses kısıklığıyla ortaya çıkar. Özellikle sigara ve alkol ile ilişkilidir. Erken tanı tedavi şansını çok ama çok arttırır.

Hareketli organlar olan ses tellerinin felcine neden olan hastalıklar, Psikiatrik hastalıklar Özellikle ergenlik döneminde ve bazı özel durumlarda değişen hormon seviyeleri ses kısıklığına neden olabilir.

Tavsiyemiz Üç haftadan uzun süren ses kısıklıklarında mutlaka hekime başvurulmasıdır

Baş Boyun Kanserleri

Baş boyun bölgesi birçok organı ihtiva ettiği için vücutta hayati öneme hazidir. dudaklar, dil, tükürük bezleri, yanaklar, ağız tabanı, diş eti, damak, bademcikler, geniz boşluğu, yutak, gırtlak, boyundaki lenf bezleri, burun boşlukları, sinüsler, kulaklar, boyun, tiroid ve yüz cildi gibi geniş bir sayıyı kapsar.

 

Baş boyun kanserleri çok çeşitli şekillerde belirti verebilirler, özellikle bu bölgelerde ağrısız ve zamanla büyüyen şişlikler baş boyun bölgesinin kanserlerinin bulgusu olabilmektedir.

Tükürük Bezi Hastalıkları

 

Tükürük bezlerinin vücudumuzdaki görevi nedir?


Tükürük bezleri, tükürük salgılamak ve salgıyı ağız içine ulaştırmakla görevlidir. Üç çeşit tükürük bezi vardır:

• 1. Kulak altı bezleri :

• 2. Çene altı bezleri (submandibular bezler)

• 3. Dilaltı bezleri

Tükürük bezi hastalıkları nelerdir?

1. Tükürük Bezi Taşı: Tükürük bezlerinin içinde, kalsiyum açısından zengin, ince yapıda taşlar oluşur. Oluşumunun kesin nedeni bilinmemektedir.aşağıdaki nedenlerden dolayı oluşabilir:

• Susuz kalma

• Gıda alımının azalması

• Bazı antihistaminikler, tansiyon ilaçları ve psikiyatrik ilaçlar (Tükürük üretimini azaltır), Taş, salgı kanalının tamamını ya da bir kısmını kapatır. Tükürük bezi şişer ve ağrımaya başlar.

2. Tükürük Bezi Enfeksiyonu (Sialadenit): Genellikle bakterilerin neden olduğu, acı veren bir enfeksiyondur. Bu hastalık, tükürük bezi taşları olan yaşlı yetişkinler arasında daha yaygındır.

3. Viral Enfeksiyonlar: Viral enfeksiyonlar, bazen tükürük bezlerine de yerleşirler. Bu belirtiler en çok kabakulak rahatsızlığında görülür.

4. Kistler: Bebekler,bezen parotis bezinde bir kist ile doğarlar.

5. İyi Huylu Tümörler (Kanserli Olmayan Tümörler): Çoğu iyi huylu olan bu tümörler, çoğunlukla parotid bezinde meydana gelir ve yavaş büyüyen, ağrısız bir şişkinlik olarak görünür.

6. Malign Tümörler (Kötü huylu): Tükürük bezi kanserleri nadir olarak görülür. Tükürük bezi kanseri için bilinen risk faktörleri Sjögren sendromu ve radyasyona maruz kalmaktır. Sigara içmek de bu tür tümörlerin gelişmesinde rol oynayabilir.

7. Sjögren Sendromu: kronik, otoimmün bir hastalıktır. Hastalığın nedeni, vücudun bağışıklık sisteminin; tükürük ve gözyaşı bezlerine saldırmasıdır. çoğunlukla orta yaştaki kadınlarda görülür.

Tükürük bezi hastalıklarının belirtileri nelerdir?
Tükürük Bezi Taşı Belirtileri

En sık görülen belirti genellikle ağız tabanında meydana gelen ağrılı şişliktir. Ağrı, yemek sırasında kötüleştirebilir.

Tükürük Bezi Enfeksiyonu Belirtileri

• Yanak ya da çene altında ağrılı şişlik,

• Ağızdan gelen kötü, tatlı akıntı,

• Ciddi vakalarda ateş, titreme ,genel halsizlik

Viral Enfeksiyonların Belirtileri

• Ateş

• Baş ağrısı

• Kas ağrıları

• Eklem ağrısı

• İştahsızlık

 

• Halsizlik

 

Baş Dönmesi ve Dengesizlik (VERTİGO)

Baş dönmesi ve dengesizlik iki farklı kavramdır. Vertigo kavramı daha çok baş dönmesini tarif etmek için kullanılır (çevrenin ve/veya kişinin kendisinin dönmesini) Çok büyük çoğunlukla iç kulak hastalıklarının neden olduğu bir durumdur. Vertigo denen gerçek baş dönmesi tarif edildiğinde genellikle bulantı ve kusma da vardır.

Denge Nasıl Sağlanır: Bu konuda rol oynayan organ ve sistemler arasında beyin, omurilik, iç kulak , gözler, eklem ve kaslar sayılabilir. Bu organları etkileyen herhangi bir hastalık baş dönmesi ile birlikte doğal olarak sadece bir branş uzmanı tarafından değerlendirilemez. başlangıçta KBB ve Nöroloji doktorları muayene etse de göz, dahiliye veya fizik tedavi branşlarında da muayene olmak gerekebilir.

Ne Gibi Şikayetler Hissedilir: her hasta tarafından farklı anlatılır. Yer ayağımın altından kayıyor, kafamın içi boşalıyor, gözlerim kararıyor açıklamalar sık duyulur. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmelerinde beraberinde kulak çınlaması, işitme azlığı, kulakta basınç hissi, bulantı-kusma, kulak akıntısı ve gözlerde anormal hareketler saptanabilir. Nörolojik hastalıklara bağlı baş dönmelerinde ise baş ağrısı, uyuşmalar, felçler, göz hareketlerinde anormallikler olabilir.

 

Baş dönmesi ve dengesizlik yapan belli başlı hastalıklar


1- Kulağa bağlı nedenler:

Tüm gerçek vertigoların % 70’inden sorumlu olan organdır. Meniere hastalığı, pozisyonel vertigo, kulağın akıntılı kronik hastalıkları,viral bir enfeksiyon sonrası denge sinirinin etkilenmesine bağlı kulak hastalıkları, iç kulağa daha az kan gitme durumu.

2- Travmalar:

Kafatasında meydana gelen, bir kırık sonrasında aşırı kısıtlayıcı bir vertigo ile beraber bulantı ve kusma oluşabilir. Hasta başını en ufak şekilde oynatsa bile belirgin bir baş dönmesi atağı geçirebilir.

3- Enfeksiyon:

şiddetli gribal enfeksiyonlar sonrası kulak kaynaklı baş dönmeleri meydana gelebilir. 4- Nörolojik hastalıklar:

Multipl Skleroz,çeşitli beyin tümörleri, Parkinson hastalığı vb.

5- Alerjik nedenler:

ilkbahar ve sonbahar aylarında, alerjik bünyeli insanlarda polen ve alerjik vertigo atakları oluşabilir.

6- Servikal nedenler:

ileri boyun fıtıkları haricinde baş dönmesi yapmazlar. baş dönmesi ve denge hastalıkları tıbbi açıdan bir ekip çalışması gerektirir. (odyometrik testler, elektronistagmografi, elektroensefalografi ) hastalığın yeri ve ismi konusunda net cevaplar almamız mümkündür. Baş dönmesini azaltmak için önlemler mevcuttur Örneğin Meniere hastası olan bir kişinin stresli ortamlardan, alkolden, kafeinden, aşırı tuzlu yiyeceklerden uzak durması gerekir. Benin Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV)’ani baş hareketlerinden kaçınması gerekir. araba kullanmak, tehlikeli bir alet kullanmak,dikkat isteyen bir iş yapmada uzak durmaktır.

Muayenede Ne Görülür:

Baş dönmesi iç kulaktaki bir hastalığa bağlı genellikle kulak muayenesinde bir problem görülmez. orta kulak iltihaplarının iç kulağı etkilemesine bağlı baş dönmesi olabilir .

Ne Gibi Tetkikler Yapılır:

Eğer muayene sonucunda kulakla ilgili bir hastalık olmadığı kararına varılırsa doktorunuz sizi diğer branşlara sevkedecektir. Buna karar verirken bazı tetkikler genellikle yapılır. Bu tetkikler arasında en sık başvurulan odiometri adı verilen ve test uygulanır. Bilgisayarlı tomografi veya manyetik resonans (MR) tetkiki yapılabilir. Testlere bazı kan tahlilleri de eklenebilir. Bu gibi testler genellikle tümör gibi daha ciddi problemleri ekarte etmek için uygulanır.

Nasıl Tedavi Edilir:

Baş dönmesi kendisi bir hastalık olmayıp başka hastalığın belirtisi olduğu için öncelikle asıl sebebin tedavisi gerekir. Kulak hastalıklarına bağlı baş dönmeleri (tümörler hariç) genellikle kısa ya da uzun zamanda kendiliğinden ortadan kalkmaktadır. Çünkü diğer kulak zaman içinde hasta kulağın problemini kompanse etmektedir. Bu bazen 6 ay ya da 1 yıla kadar uzayabilir. Baş dönmesi eğer pozisyonel baş dönmesi (BPPV) ise bunun tedavis Epley manevrası denen bazı hareketlerle olmaktadır. Bu hareketler iç kulaktaki bazı partiküllerin yerine oturmasını sağlamaktadır. Diğer sebeplerde ilaç tedavisi kullanmak gerekir. Baş dönmesi şiddetli olan hastalar bazen serum takılıp hastaneye yatırmak gerekebilir. Tümörlere bağlı baş dönmelerinin tedavisi tümörün çıkarılmasıdır yani ameliyattır. İlaç tedavisine cevap vermeyen Meniere hastalığı nda da bazen ameliyat yapılır.

Meniere Hastalığı

• İç kulakta bulunan sıvının dengelenmesinin bozulmasıdır.

• Hastalığın gerçek sebebi bilinmemektedir.

• Meniere's hastalığında, bu sıvının basıncı artar. Artan basınç, kulak çınlamasına, kulakta tıkanıklık hissine, işitmede azalmaya ve baş dönmesi hissine yol açar.

• Bulantı, kusma, denge kaybı, terleme ve ishal eşlik edebilir.

• Ataklar, çoğunlukla ani başlangıçlıdır ve süreleri, 20 dakika ile 24 saat arasında değişebilir. Birçok vak'ada, ataklar, arka arkaya gelir. Haftalar süren, sık tekrarlayan ataklar olur ve yine haftalar, aylar süren normale dönüş görülür. İşitme kaybı, işitme sinirinde oluşan hasardan dolayıdır.

• Nadiren, işitme kaybı, kulak basıncı veya çınlama olmadan, sadece aralıklı olarak baş dönmesi görülebilir.

• Meniere's hastalığı, genellikle tek kulakta görülür ama iki kulak da tutulmuş olabilir.

• İlaç tedavisi: İlaç tedavisinin amacı, iç kulaktaki sıvı basıncını azaltmaya yöneliktir. Bu, az tuzlu yiyerek ve idrar söktürücü ilaçlar kullanarak sağlanır.

• Tuz, suyun vücutta kalmasına sebep olur, bu yüzden, tuz kısıtlaması yapılır. Bu tedavi aylar, hatta yıllar boyu kullanılabilir.

 

• Cerrahi tedavi: ilaç tedavisinin başarılı olmadığı ve şiddetli baş dönmesinin bulunduğu durumlarda yapılır. operasyonun tipi, kulaktaki işitmenin ne kadar kaybolduğuna bağlıdır. Çınlama daha iyi olabilir veya aynı kalabilir.

Horlama ve Uyku Apnesi

Uyku Apnesi Nedir, Nasıl Tedavi Edilir?

Uyku apnesi, horlama ve uykuda solunum durması olarak tanımlanıyor. İnsan ömrünün ortalama üçte birini oluşturan uyku, sağlıklı bir yaşam için büyük önem taşıyor. Kalitesiz uyku gündüz sürekli uyur halde dolaşma, konsantrasyon eksikliği gibi şikayetlere yol açarken; yüksek tansiyon, kalpte ritim bozuklukları, felç veya ani gece ölümlerine neden olabilen uyku apnesine de neden olabiliyor.

Uyku Apnesi Nedir?

Uyku apnesi, horlamanın neden olduğu en önemli hastalıklardan biridir ve uykuda solunumun durması olarak ifade edilebilir. Uyku esnasında nefesin durması ve yüzeysel hale gelmesi anlamına gelen uyku apnesi gece boyunca defalarca tekrarlayabilir. Uyku apnesi sırasında, üst solunum yolunun açık kalmasını sağlayan kaslarda gevşeme olur. Dil kökü veya yumuşak damağın veya aşırı büyümüş bademciklerin hava yolunu tıkaması sonucunda en az 10 saniye nefes alamamak uyku apnesi olarak adlandırılır.

Uyku apnesi sırasında solunum çabası sürse de, bir süre sonra daha da artan bu çaba beyni uyarır ve hava yolu açılır. Solunumu durana kadar horlayan kişi, gürültülü bir homurdanma ile yeniden nefes almaya ve horlamaya devam eder.

Gerekli önlemler alınmadığında uyku apnesinin dikkatsizliğe yol çarak trafik kazası riskini 7-8 kat arttırdığı ve iş kazalarına neden olduğu biliniyor. Uyku apnesinin görülme sıklığı %1-4 olsa da, diyabet hastalığının %3, astım sıklığının yaklaşık %5 olduğu düşünülürse ne kadar önemli bir sorun olduğu daha iyi anlaşılabilir.

Uyku Apnesi Nedenleri

Uyku apnesinin nedeni, boğazdaki kasların havanın geçeceği alanı kapatacak şekilde gevşemesidir. Üst solunum yolundaki darlıklar çocukluktan itibaren, solunum yolunun yıpranmasına sebep olabilir ve bu da uyku apne sendromuna neden olabilir. Fazla kilolu olmak, büyük bademciklere ve geniz etine sahip olmak da uyku apnesi nedenleri arasında gösterilebilir. Uyku apnesi sadece yetişkinlerde değil, çocuklarda da görülebilir.

Uyku apne sendromu olan kişide horlama, 3-4 kat daha fazla, çok kaba ve gürültülü şekilde gerçekleşir. Horlamanın yanı sıra nefes darlığı, sık sık iç çekme, el kol hareketleriyle çırpınarak uyanmaya çalışma, sık ve uzun süreli solunum durmaları, sabah yorgun uyanmak da uyku apne sendromu yaşayan kişilerde görülür. Uyku apnesinin tam nedeni sayılmasa da, uyku apne sendromlu hastaların %30-50'sinde hipertansiyon görülmektedir.

Uyku Apnesi Belirtileri
Uyku apnesinin belirtilerinden en önemlisi uykuda solunumun durmasıdır. Diğer uyku apnesi belirtileri ise şöyle sıralanabilir:

• Uykuda sırasında huzursuzluk

• Horlama

• Sık sık idrara kalkma

• Terleme

• Ağız kuruluğu

• Reflü

• Tanıklı olarak solunum durmaları

Ayrıca baş ağrısı, unutkanlık, konsantrasyon bozukluğu, depresyon, sabah dinç uyanamama ve aşırı derecede uykulu olmak ve yorgunluk hali ise uyku apnesinin gündüz gözlenebilen belirtileri arasındadır.

Uyku apnesi belirtilerinin görüldüğü kişiler gün içerisinde birçok ciddi tablo ile karşılaşılabilmektedir. Uykuda ani ölüm, inme, kalp krizi ve kalp yetmezliği, eğer hasta obez ise kilo vermede zorluk, akciğer hastalarında solunum yetmezliği, cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık, kontrol altına alınamayan diyabet bu olumsuzluklara örnek olarak gösterilebilir. Bunun yanı sıra, uyku apnesi kişide gündüz sürekli yorgunluk ve konsantrasyon eksikliğine neden olacağı için trafik ve iş kazalarına da neden olabilmektedir.

Uyku Apnesi Testi

Uyku apnesi testi, hastalığın tespiti ve tedavisi sürecinde en önemli aşamadır. "Polisomnografi" gece boyunca beyin aktivitesinin ve solunumsal olayların kaydedildiği bir testtir. Uyku apnesi testini yaptırabilmek için hastaların bir gece uyku odasında kalmaları gerekir.

Uyku Apnesi Nasıl Önlenir?

Obezitedir uyku apnesi kilo verilerek %50 oranında azaltılabilir. Ayrıca, alkol ve uyku ilaçlarından kaçınmak, sigarayı bırakmak ve sırt üstü yatmamak da rahatsızlığı azaltır.

Uyku Apnesi Tedavisi

Kulak Burun Boğaz uzmanı tarafından cerrahi girişim yönünden değerlendirilmesi gerekir.

 

İleri derecede uyku apnesi tedavisinde ise pozitif hava basıncı (CPAP) tedavisi uygulanmalıdır.

Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi

Sinüsler; burun ve gözlerin etrafında, alın bölgesinde bulunan, kafa bölgesini hafifleten içi boş kavitelerdir. Burun içini nemlendiren, aynı zamanda kir, enfeksiyon gibi istenmeyen etkenlere karşı koruyucu bir etkisi olan mukusu üretirler. Sinüzit ameliyatları, polip gibi bu kaviteleri tıkayan oluşumlar bulunan, sürekli tekrarlayan veya geçmeyen sinüziti olan, anormal sinüs yapısı olan hastalarda bir seçenek olarak düşünülebilir. Ameliyat, sinüslerin burun içine açıldığı yollardaki tıkanıklığı temizleme ve bu kaviteleri tekrar havalandırma amaçlıdır. Bu yolları temizlemek, mukusun normal akışına, yüzdeki baskı ve ağrıda azalmaya, koku fonksiyonlarının korunmasına ve nefes almanın kolaylaşmasına olanak sağlar. Endoskopik sinüs cerrahisi ortalama iki saat sürmektedir ve hastanede bir gece yatış gerektirmektedir. Yüzdeki herhangi bir şişlik veya kızarıklığa sebep olmaz.